TÜRKİYE TARİHE GEZİ

Türkiye Cumhuriyeti 2015 yılı nüfus sayımına göre 78.741.058 kişi olarak kesinleşmiş olmakla beraber 3 yıldır nüfusa Suriye' den ve diğer ülkelerden gelen mültecilerle sanıyorum 81 milyonu bulmuştur. Yüz ölçümü 783.562 m2 dir. Başkenti Ankara en kalabalık şehri İstanbul' dur. İstanbul Türkiye' nin 15 milyona yakın nüfusuyla en önemli şehridir. Türkiye Cumhuriyeti' nin kara sınırları 2753 km’dir. Irak ve İran sınırları doğal sınır özelliğinde olup,en uzun sınırımız 877 km’lik Suriye, en kısa sınırımız 18 km’lik Nahçıvan sınırı. Kuzeybatıda Bulgaristan, batıda Yunanistan, kuzeydoğuda Gürcistan, doğuda Ermenistan, İran ve Nahçıvan, güneydoğuda ise Suriye ve Irak. Güneyde Kıbrıs Cumhuriyeti ile şahane bir coğrafya. Önemli ve bir o kadar da kritik. Üç tarafı da denizle yani güneyde Akdeniz, batıda Ege, kuzeyde ise Karadeniz. Hala devam ediyoruz coğrafyanın güzelliğine ve yetmiyor Asya ve Avrupa' yı birbirine bağlayan o güzelim Çanakkale ve İstanbul Boğazı. Bir de şahane adalarıyla Marmara Denizi. Yetmiyor bir de gölleri Van, Eğirdir, Sapanca, İznik, Nemrut, Tuz, Hazar, Çıldır, Acı Göl, Beyşehir, Köyceğiz, Bafa, Manyas kuş gölü, Ulu abat, Eber, Akşehir, Küçük ve Büyükçekmece, Simav, Burdur, Ilgın (Çavuşçu), Suğla, Kovada, Seyfe, Tuzla ve daha bir çok göl.
Süphan, Erciyes, Tendürek, Karaca, Uludağ, Nemrut, Hasandağı, Cilo, Küçük ağrı, Ağrı, Kaz, Palandöken, Karadağ, Dedegöl, Demirkazık, Kaçkar en bilinen ulu dağları. Asi, Meriç akarsuları kaynağı komşu ülkelerden gelen akarsuları. Fırat, Dicle, Aras, Kura, Çoruh nehirlerinin kaynağı Türkiye. Yeşilırmak, Kızılırmak, Sakarya, Bartın, Seyhan, Ceyhan, Büyük Menderes, Küçük Menderes akarsuları güzel coğrafyasıyla Türkiye'nin zenginliği büyüyor.
Coğrafi özellikleri yetmiyor tabi ki tarihi de bir o kadar güzel. İonlar, Persler, Traklar, 
Selçuklular, Osmanlı derken dünyanın en eski yerleşim bölgesiyle inanılmaz güzellikte. Cilalı Taş devriyle başlayan tarihi Büyük İskender, Hitit İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ile de daha da zenginleşmiş. Üzerine bir de Osmanlı gelince tabi ki tarih zenginliğinin dayanılmaz ağırlığı. Osmanlı Devleti Dünya savaşının ardından Türkiye Cumhuriyeti olmuş Mustafa Kemal Atatürk sayesinde.
Ne mutlu Türküm diyene. Türkiye' nin en kalabalık ve önemli şehirlerinden İstanbul ve Ankara haricinde İzmir, Antalya, Bursa, Edirne, Trabzon, Van, Konya, Erzurum, Gaziantep' de görülmesi gereken şehirlerinin sadece bir kaçı. Elimden geldiğince sizlere görmenizi önereceğim yerleri anlatmak istiyorum.




Geziye Türkiye' nin doğusundan başlamak gerek diye düşündüm Türkiye'nin görmeniz gereken güzel ve önemli yerlerini anlatırken, gün doğumunun en güzeline rastlayabileceğiniz 2150 metre yükseklikteki UNESCO Dünya Mirasları listesinde olan Nemrut Dağı Milli Parkı Adıyaman'ın Kahta ilçesinde, Commagene Krallığı'nın antik kenti içerisinde heykellerin her biri bir tanrıyı temsil ediyor. Sekiz adet yontma taşlı, 8-10 m. yüksekliğinde büyük tanrı heykelleri, aslan ve kartal heykelleri bulunuyor. Fortuna yani Bereket Tanrıçası, Apollo - Güneş Tanrısı, Zeus - Baş Tanrısı, Herakles - Kudret Tanrısı ile setler halinde görülebilecek dünya harikalarıdır. Commagene' nin ilk Kralı I. Antiochus' a ait büstler, büyük oyukta da I.Antiochus' un cesedinin Nemrud Dağı içerisindeki kayaya oyularak gömüldüğü düşünülmektedir. Yığma taştan yapılmış, genişliği 150 metre, yüksekliği ise 50 metre olan pi­ramit şeklindeki Mousoleum yani mezar anıtı Commagene Kralı I.Antiochus'a ait.









1983 yılında bir çiftçinin, toprak altında oymalı taş ile Dünyanın en ''gizemli'' arkeolojik kazılarından birini bulmasıyla başlayan arkeoloji harikası şimdilerde Unesco Bahreyn’in başkenti Manama’da gerçekleştirilen UNESCO 42. Dünya Miras Komitesi toplantısında, Göbeklitepe’nin UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne kaydedilmesine karar verildi. Göbeklitepe, Şanlıurfa' nın 20 kilometre kuzeydoğusunda Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde yer Neolitik döneme ait olan ve ilk inanç yeridir. En eski tapınağın  Malta' da olduğu  düşünülürken Göbeklitepe' nin bulunmasıyla bu en eski durumu değişmiştir.Bazı taşlar Stonehenge’dekinden çok daha büyük ayrıca Stonehenge taşları kabaca oyulmuş, özelliksiz kayalardan oluşurken, Göbekli Tepe’dekiler ince resim ve işlemelerle donatılmış. Ne ilginç!
Göbekli Tepe’deki dev kaya-heykelleri inceleyen National Geographic araştırmacısının bir konuşmasını dinlemiştim, diyor ki: “Bu dönemde yaşayan insanların bu tapınakları yapabilmesi, üç yaşında bir çocuğun elindeki oyuncak tuğlalarla Empire States’i inşa etmesine benziyor!” İnsanlığın Sümer ve Mısır yazısını daha yeni çözdüğünü ve bu toplumları anlamak için bu yazılı metinleri kullandığı düşünülürse, Göbekli Tepe’nin daha uzun süre “gizem” olarak kalacağı belli.
1996 yılında Şanlıurfa Müze Müdürlüğü’nün başkanlığında Alman Arkeolog Harald Hauptmann danışmanlığında başlatılan çalışmalar, ortaya çıkan yapılar, heykeller ve simgeler, insanlık tarihiyle ilgili bildiğimiz hiçbir şeyle uyuşmuyor.T şeklindeki sütunların tümü, ‘insan şeklinde’ resmedilmiş. Ellerini kasıklarının üzerinde birleştiren dev insanlar. Yine Göbekli Tepe’de bulunan ve dünyanın en eski heykeli kabul edilen heykel figürü de, yine ellerini kasıklarında birleştirmiş bir insanı betimliyor. Göbeklitepe' nin 12.000 yaşında olduğu ortaya çıkınca Mısır piramitleri, Stonehenge in de pabucu dama atılmış oldu.U
rfa Göbeklitepe' yi mutlaka görmenizi öneriyorum.




 





 
Efes ile devam ediyorum çünkü Artemis yani Diana Tapınağı dünyanın yedi harikasından biri. Bereket tanrısı için İzmir Efes' te M.Ö 550 ler de inşa ettirilmiş, M.Ö 356 da ölümsüz olmak isteyen Herostratus tarafından yakılmış olan tapınak, 15 metre uzunluğunda 55 metre genişliğinde, Artemis Tapınağı' nda 18 metre yüksekliğinde 127 tane kolon bulunmakta.
Mermerden yapılmış ilk tapınak olarak da ünlü, bir çok heykel, resimler, altın ve gümüşlerle çevrili sütunlardan şu anda geriye sadece bir sütun kalmış. Maalesef tarihi koruma konusunda son derece başarısız olduğumuz için tüm eserler ya tahrip edilmiş ya da yurt dışına kaçırılmış. Bununla beraber Efes o kadar zengin ki tarih bakımından tarihe düşkün olanlar için gezilecek bir çok yer var. 



Hazreti İsa' nın annesi Meryem Ana' nın St. John ile son yıllarında yaşadığı Meryem Ana evi Hıristiyanlar için hac yeri olarak ziyaret ediliyor. O kadar yeşil bir yer ki gezerken doğaya hayran oluyorsunuz. Tabi bir de Meryem Ana' nın evi olduğu düşünülünce kendinizi gerçekten ruhani bir durumda hissediyorsunuz.




Bizans döneminde putperestlerden kaçan yedi gencin Panayır Dağı eteklerinde saklandıkları mağara yani Ashab-ı Kehf aslında en çok bilinen yedi uyurlar mağarası Tarsus' ta diye de biliyorum. 

Kars' ın bin bir kiliseli çok ünlü Ani Tarihi Kenti ve Harabeleri mutlaka görülmesi gereken yerlerden. Ani Kentinde Meryem Ana’ya ve İncil’in ilk dört bölümünün yazarı Matta, Yuhanna, Markos, Luka’ya adanmış en büyük katedrali ve doğa ve kartal figürleri ile süslü kiliseleri var. Tarih sevenler, görmeniz önemle rica olunur.




Bence görülmesi gereken yerlerden biri Batman' a  37 kilometre uzaklıkta Dicle Nehri üzerinde bulunan Ilısu Barajı nedeniyle sular altında kalma tehlikesi ile tarihi eserlerin kurtarılma çalışmaları devam eden yakın bir zamanda baraj suları altında kalma riski taşıyan Hasankeyf’i biran önce görmelisiniz. Mağara evleri, şahane Taş Köprüsü ile Hasankeyf Kalesi, Küçük Saray, Büyük Saray, Ulu Cami, El Rızk Camisi, Osmanlı Hamamı ve Zeynel Bey Türbesini de mutlaka görmenizi öneriyorum. 
Eğer güneydoğu ve doğu turu yapıyorsanız; Mardin' de Mor Behnam, Ulu Cami, Deyrun Zafaran Manastırı, Midyat' ta Mor Gabriel Manastırı, Hıristiyanlığın ilk köylerinden Kılıt Köyü.
İshakpaşa Sarayı, Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesindeki 231 yıllık İshak Paşa Sarayı'nın camii, Ağrı Doğubayazıt’a 5 km uzaklıkta sarp kayaların üzerinde inşa edilmiş Osmanlı İmparatorluğu döneminin İstanbul Topkapı Sarayı' ndan sonra 18. yüzyıl en etkileyici mimari örneklerinden biri olan İshak Paşa Sarayı'nın bünyesinde yer alan aynı adlı cami, yaklaşık bir asır sonra yeniden ibadete açılmış. Türkistan, Selçuklu ve Osmanlı mimarisini özellikleri bir arada taşıyan sarayın tam 116 odası var. Lale devrinde yapılmış olana saray ve külliye 1784 yılında tamamlanmış. Yapımı yaklaşık yüzyıl sürmüş.



İshak Paşa Sarayı ve külliyesi 7600 m2 lik bir alan içerisinde doğu cephesinden girişli ve üç tarafı duvarlarla çevrili iki avlusu bulunan sarayın duvarları o dönemde zor şartlarda Ağrı Dağı' ndan getirilen taşlarla kaplanmış. Taç kapı, çeşme, muhafız koğuşları, nöbetçi odaları, zindan, hizmetli odaları, camii, Çolak Abdi Paşa Türbesi gibi yapılar bulunuyor.






Dolmabahçe Sarayı Abdülmecid tarafından 1856 yılında Mimar Garabet Balyan ve oğluna yaptırılmış boğazın en güzel yerinde tüm görkemiyle görmeniz gereken yerlerden. Dolmabahçe Sarayı' nın 285 odası ve 43 salonu var. Saray 3 bölümden oluşuyor, selamlık Mabeyn-i Hümayun, Muayede Salonu yani Tören Salonu, Harem- i Hümayun bölümleri devlet işleri, aile işleri ve tören, ziyafetlerle ilgili olarak bölümlendirilmiş. Bab-ı Hümayun Kapısı, Mustafa Kemal Atatürk' ün yatak odası, kuğulu havuzu, ve kristal merdivenler çok ihtişamlı.



Topkapı Sarayı; Fatih Sultan Mehmed zamanında boğazın en güzel bölümünde yaptırılmış idare, sanat merkezi, eğitim alanlarının bulunduğu 700 bin metrekare alan üzerine kurulmuş yaklaşık 400 yıl imparatorluğun hizmetinde kullanılmış şahane bir saray-müze. Mutlaka görülmesi, gezilmesi ve tarihin güzellikleriyle tam bir gün ayırmanız gereken yerlerden. Sarayburnu'nda bulunan Topkapı Sarayı Ayasofya tarafından devasa bir kapıdan girdiğinizde dört avludan oluşan yaklaşık 4000 m2 alan içerisinde bulunan Cumhuriyetin ilk müzesi eminim sizi etkileyecektir. Birinci avlu alay avlusu zamanında  sadece halkın kullanabildiği Aya İrini kilisesi, Hastane, Darphane gibi bölümler bulunan alan. İkinci avlu devlet işlerinin yürütüldüğü Divan-ı Hümayun ve hazinesinin bulunduğu Adalet Meydanı. Üçüncü avlu ise Enderun, padişahın özel görüşmelerini yaptığı Arz Odası, Enderun Hazinesi, Fatih Köşkü, Saray Okulu, Ağalar Camii, Hükar Mescidi, III.ahmed Kütüphanesi ve Has Odanın bulunduğu bölüm. İç İçe açılan avluları ve bahçeleri gezmek bir gününüzü alıyor. 

Padişaha ait köşklerin ve asma bahçelerin bulunduğu Sünnet Odası, Revan ve Bağdat Köşkleri, İftariye Kameriyesi, Sofa Camii, Hekim Başı Kulesi, asma çiçek bahçesi, Kara Mustafa Paşa Köşkü, Mecidiye Köşkü, Esvab Odası  dördüncü avluda yer alan muhteşem eserler.
Tabi herkesin merak ettiği Asur ve Bizans saraylarında da bulunan mahremiyet, gizlilik anlamına gelen Harem; padişahın, devlet yönetimiyle ilgili mekanlardan farklı olarak aile yaşantısını sürdürdüğü annesi, kız kardeşleri ve eşlerinin yaşamlarını sürdürdüğü gizli alanın 400 odası bulunuyor.
Osmanlı İmparatorluğunun 2. padişahı Orhangazi, İznik’i fethettikten sonra İznik Ayasofya’yı Cami’ye çeviriyor  Daha önceleri Ayasofya Kilisesi ve müzesi olarak bilinen yapının adı Orhan Camii oluyor.İznik Ayasofya Hıristiyanlar için büyük öneme sahip çünkü Hıristiyanlar için önemli kanunları Ayasofya Kilisesi' nde kararlaştırılmıştır. Kiliselerin görevleri, işleyişi, dini resimlerin serbest bırakıldığı kararlar İznik Ayasofya Kilisesi'nde alınmıştır. İznik Ayasofya’da dünya tarihinde tarihi öneme sahip mekanlardan biri. Her yıl Hıristiyan inancına sahip binlerce turist gelerek hac görevlerini İznik Ayasofya' ya gelerek yerine getiriyorlar. Ayasofya 850 yıl kilise olarak kullanılmış daha sonra Osmanlı' ya geçince Mimar Sinan ' ın emeğiyle minare ve mihrabı eklenmiş, 600 yıl camii olarak kullanılmış. İznik Orhan Camii, MS. 787 yıllarında İznik' te 4 ana kapının birleştiği noktaya yapılmış ve ayakta kalmış nadide yapılardan.




Erken Osmanlı mimarisinin en önemli yapılarından olan Yeşil Cami, tek kubbeli, Caminin minaresindeki çini süslemelerinden ötürü Yeşil Cami ismi ile anılıyor. İznik’in Lefke Kapısı yakınında Yeşil Cami Çandarlı Hayrettin Paşa adına Mimar Hacı Musa yaptırmıştır.













Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AMSTERDAM' DA ''DE BIJENKORF'' VE ''P.C.HOOFSTRAAT''

COMO GÖLÜ ve KÖYLERİ

HOLLANDA'DA TÜRK RESTORANLARI